İki Kısım Günah
İki kısım günah vardır. Bunlar,
1. Kulun Allah’a karşı işlediği günahlar.
2. Kul hakkı ile olan günahlar.
Kulun Allah’a karşı işlediği günahlarda dil ile tövbe edip, kalple de pişmanlığı duyup bir daha o günaha girmemeye niyet etmektir. Kul, bu şekilde davranırsa bulunduğu bölgeden ayrılmadan Allah günahlarını affeder. Terk ettiği farzlar buna dahil değildir. Terk edilen farzlar, tövbe etmekle ödenmiş olmaz. Yerine getirilmeyen farzların kaza edilmesi gerekir. Bundan dolayı da istiğfar edilmelidir.
Rabbimiz bizlere karşı çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
Misalen yönetici olduğumuz bir yerde veya sevdiklerimizden birisi yanlış bir şey yaptığı zaman, onun bu davranışını düzeltmesi için yaptırımlar uygularız.
Toplum içerisinde birisi hukuka aykırı bir şey yaptığı zaman, hakim hüküm verir ve o kişi cezasını çeker. Biz beşerler için adalet böyledir.
Samimi bir tövbe ile, “Esfeli Safilin” olan bir varlık, “Eşrefi Mahluk” olma adayıdır. İnsanları yargılamak insan olarak bizim haddimiz değil iken, geçmiş günahlarından dolayı yargılamak hiç haddi değildir insanoğlunun.
Kul hakkı ile ilgili olan günah ise her kimin hakkını yemiş ve hakkına girmiş ise bu kişilerin gönlü hoş edilecek ve helallik alınacaktır. Bunlar olmadan yapılan tövbenin bir faydası olmaz.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v) veda hutbesinde; “Ey İnsanlar! Sizin canlarınız, mallarınız, ırz ve namuslarınız, Rabbinize kavuşuncaya kadar dokunulmazdır.” (Buhari, Hac, 132[1739,1741]) buyurmuş; kul haklarını ihlal eden kişinin ahirette hüsrana uğrayacağını haber vermiştir.
Ebu Hureyre (r.a)’ dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v):
⁃ “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb:
⁃ Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah (s.a.v):
⁃ Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular. (Müslim, Birr, 59.)
Kul hakkının yükü çok ağırdır, günümüzde her ne kadar çerez gibi yeniyor olsa da Mizân’da bedeli çok ağır olacaktır.
Tâbiînden gelen bir rivayet şöyledir: “Günahkâr olan bir kul, devamlı günah işler ama ardından tövbe eder ve pişmanlığını terk etmez. Bundan dolayı cennete girer. Şeytan bu durum karşısında, “Keşke bu kişiyi günah çukuruna düşürmeseydim,” der.
Ebubekir el-Vâsitî (k.s) şöyle buyurmuştur:
“Bir şeyi iyice düşünmek ve ona göre hareket etmek güzeldir. Acele etmek iyi değildir ama üç yer hariç:
1. Kişi, namaz vakti girdiğinde namazını kılmak için acele edebilir.
2. Ölen kişiyi defnetmek için acele etmek iyidir.
3. Kul, işlediği bir günahın arkasından hemen tövbe etmekte de acele etmelidir.
Gününüz bereketli olsun…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eğer bende bir güç görüyorsanız, Salih bir Müslüman olup bilhassa zinadan uzak durursanız bu güç hepinizde olurdu ben secilmis bir kişi değilim ve bu kadar güçlü müslümanla tüm dünyaya hukmederdik fakat çoğunuz paraya tapmayi ve sadece kul hakkı yani kuldan utanmayı seçiyorsunuz ki bunu da yanlış anlıyorsunuz. Ergen gibi dünyaya rezil olmaktan elaleme rezil olmaktan korkuyorsunuz parasız kalarak ya da onların yanlış bulduğu bir hareketi yaparak. Manita serbest tevbe et geçer de, aile yok olur
Yanıtla (0) (0)Karton Müslümanlar ile çok zor bu işler. Benim bir yaşlı teyzem yıllarca Iplikci camiini müze yaptıklarından bahsetti ve bana oraya koyulan heykelleri kastederek bülüklü adam koydular camilerimize dedi durdu. Dün caminin duvarında sevgilisiyle yiyisen bir kapalı liseli kız gördüm ve bende tüm sigortalar attı. Bunu gelip yaşlı teyzeme söylediğimde ve ortalığın zinadan ottan alkolden gecilmedigini belirtince fuhus görünce kafanı dönüver geç demekle yetindi. Yani iktidar sizdeyse her şey kabulunuz.
Yanıtla (0) (0)