'Işid'i Tartışıyorsak, Demokratik Geçiş Sürecine Destek Vermediklerinden'

'Işid'i Tartışıyorsak, Demokratik Geçiş Sürecine Destek Vermediklerinden'

Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Eğer biz bugün burada IŞİD’i tartışıyorsak, 2012 yılındaki demokratik geçiş süreçlerine destek vermediğimiz içindir. IŞİD çok güçlü olduğu için ya da Suriye veya...

Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Eğer biz bugün burada IŞİD’i tartışıyorsak, 2012 yılındaki demokratik geçiş süreçlerine destek vermediğimiz içindir. IŞİD çok güçlü olduğu için ya da Suriye veya Irak halkı bu tür radikallere eğilimli olduğu için değil.” dedi.

Başbakan Davutoğlu, Hilton Bomonti Otel’de Dünya Ekonomik Forumu’na katıldı. Burada ekonomiye ve güncel konulara değinen Davutoğlu, Avrupa ve ABD’yi bölgedeki demokratik hareketleri destek vermedikleri gerekçesiyle eleştirdi. Davutoğlu, “ İkinci büyük depremi 2011’den bu yana hala içinde bütün acıları ile birlikte yaşıyoruz. O da Akdeniz’in güneyindeki büyük insani trajedilere yol açan jeopolitik ve siyasi deprem. Küresel ekonomik politik depremin ortaya çıkardığı daralmalar ve eşitlikçi yapıyı sarsan unsurlar, bölgesel krizin daha da derinlemesine olmasına yol açtı.” ifadelerini kullandı.

2009 yılından itibaren bir kere gerek Balkanlarda, gerek Kafkaslarda, gerekse Ortadoğu’da ve Orta Asya’da yeni bir bölgesel strateji ilan ettiklerini anlatan Davutoğlu, “IŞİD ve onun mahiyetinde gelen terörist meydan okumalara da bir cevap mahiyetinde yorumlanması dileğiyle; 2009 yılında dört ilkeyi öne çıkardık. Yeni bir üst düzey siyasal diyaloğa ihtiyaç var, dedik. İkincisi yeni bir güvenlik sistemine ihtiyaç var. Ekonomik karşılıklı bağımlılığa ihtiyaç var. Dördüncüsü de içselleştirişi yeni bir kültüre ihtiyaç var. O yıllarda yaptığımız konuşmaları açanlar bunu görürler.” şeklinde konuştu.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “2011 yılında bir başka depremle karşı karşıya kaldık. Türkiye ekonomik, politik ve jeopolotik depremlerin de fay hattı üzerinde. Hem Avrupa’daki ekonomik depremden etkilendik. Hem bu depremi 2011 yılında aşarken Arap Baharı ile yüzleşmek durumunda kaldık. Arap Baharı’na verdiğimiz ilk tepki, insan olarak da akademisyen olarak da özgürlüklere büyük bir ümit tepkisiydi. Soğuk savaş Doğu Avrupa’da bitmişti ama Ortadoğu’da hala devam ediyordu.”

‘BİZE DEMOKRASİ DERSİ VERMEYE ÇALIŞANLAR, ORTADOĞU’DA DEMOKRASİYİ TERK ETTİ’

Avrupa ve ABD’nin Ortadoğu’daki tutumunu eleştiren Davutoğlu, “Bize geçmişte demokrasi dersi vermeye çalışanlar Ortadoğu’da demokrasiyi ve demokratik güçleri terk ettiler ama biz terk etmeyeceğiz. Çünkü biz şunu gördük; demokrasi sürdürülebilir istikrarın en önemli garantisidir. İstikrar bir devlet başkanının uzun yıllar iş başında kalması demek değildir. İstikrar tek bir partinin bir ülkede uzun yıllar egemen olması değildir. İstikrar, halkıyla meşruiyet ilişkisi içine girmiş ve meşruiyeti demokrasi üzerinden test eden bir siyasal sistemin adıdır.” ifadelerini kullandı.

‘DEMOKRASİ OLMAYAN YERDE LİDERLER KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSETMEZ’

Beşşar Esed ile 7 saatlik bir görüşmesinden söz eden Davutoğlu, şunları söyledi: “Görüşmemiz sırasında ‘biz ne olacağız’ gibi bir soru ile muhatap olmuşum. Şöyle bir şey söyledim ve buna da inanıyorum, ‘demokrasi için bir tek kriter konsa ben o pratik karşılığı şudur demiştim kendisine. Bir ülkede eski cumhurbaşkanı veya başbakan barış ve huzur içinde yaşayabiliyorsa ve eski cumhurbaşkanı veya başbakan varsa o ülkede demokrasi vardır. Başka bir şey aramayın. Ama bir ülkede eğer eski cumhurbaşkanı ve başbakanlar ya hapiste ya mezarda ya sürgündeyse demokrasi yoktur. Arap dünyasında eski liderlerin bir kısmı sürgünde demiştim, Binali, bir kısmı mezarda demiştim; Kaddafi, bir kısmı hapiste; Mübarek. Demokrasi bir anlamda liderlerin hayatını da garanti eden bir sistem. Demokrasi olmayan yerlerde liderler kendilerini güvende hissetmezler ve iktidarı varoluş makamı olarak görürler. Düştüklerinde öleceklerini düşünürler. Bu Çavuşesku için de böyleydi, Kaddafi ya da Mübarek için de böyleydi.”

AB ve ABD Balkanlar’daki demokrasi rüzgarını destekleyenlerin onu finanse ettiğini anlatan Davutoğlu, bu güçlerin Ortadoğu’yu da desteklemediklerinden yakındı. Davutoğlu bu konuda, “Burada bir tutarlılık istedik. Kalkınmayla siyasal sistem arasında bir bağ kuracaksak, demokrasi finanse edilen bir sistemdir. Ortadoğu’da demokrasiyi finanse edecek hiç kimse çıkmadı. Bizim Mısır’a verdiğimiz 2 milyar dolarlık yardım, Tunus’a yaptığımız 500 milyon dolarlık yardımlar dışında ciddi bir demokrasi finansmanı ile ilgili bir şey sağlanmadı. Burada oryantalist bir tavır hemen kendini ortaya koydu. Gerek Irak’ta gerek bölgede bir müddet sonra şöyle düşünmeye başladı insanlar: Bu Müslümanlar ancak sopalı bir lider ya da otoriter bir lider tarafından idare edilebilirler. Bütün Dünya Ekonomik Forumu’na katılan küresel entelektüele hitaben diyorum: Bu gizli bir ırkçılıktır. İslam toplumları demokrasiyi hem yaşatırlar hem geliştirirler. İslam dünyası IŞİD ile anılamaz veya benzer yapılarla anılamaz. Bu açıdan Türkiye bir başarı hikayesi idi.”

‘DEPREM DÜNYAYI VURMAYA BAŞLADI’

Ortadoğu’daki gelişmeleri büyük bir deprem olarak niteleyen Davutoğlu, “Şimdi bu deprem dünyayı vurmaya başladığı için tedbir alma ihtiyacı hissediliyor. Biz 4 yıldır bunu anlatmaya çalıştık. 2011 yılı her devrimde olduğu gibi bir hissi devrim yılıydı Arap dünyasında. Gençler sokağa çıktı, aynen Avrupalılar gibi, aynen bizler gibi demokrasiyi tatmak istediler.” dedi.

CİHAN

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.