'ÇEDES Projesi anayasaya aykırı'

Konya’da konuşan Eğitim-İş Genel Örgütlenme Sekreteri İlhan Yaşar, ÇEDES Protokolünün anayasaya, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırı olduğunu söyledi

Gedavat parkında yapılan basın açıklamasına, Eğitim-İş Genel Örgütlenme Sekreteri İlhan Yaşar, Konya Şube Başkanı Özgür Ulaş Yiğit, yönetim kurulu üyeleri, ADD Konya Şubesi Yönetimi, CHP il Yönetimi, diğer sendika temsilcileri ve sendika üyeleri katıldı. Basın açılamasında konuşan Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Özgür Ulaş Yiğit, “Bugün Eğitim-İş sendikası olarak yapılan son zamlar ve Bakanlığın imzaladığı ÇEDES protokolüyle ile ilgili basın açıklamasını Genel Sekterimiz yapacaktır. Bugün Mehmet Altıntop öğretmenimizin başına gelenleri anlatacağım. Şube Müdürümüz Sayın Mehmet Altıntop’un bir mahkemesi vardı. Mahkemenin konusu okulda panoda yazılan Arapça bir yazının altına Türkçesini yazın demesi üzerine mahkemeye çıkartıldı. Konunun özeti şu T.C. Devletinde okunan Türkçe ile yazının altına Türkçesi yazın demek suç oldu. Mahkemelik oldu. Bizim mottomuz Ne mutlu Türküm Diyenedir. Sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz. Türkçemize, Cumhuriyetimize sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

EĞİTİMDE SIKINTILAR DEVAM EDİYOR

Eğitim-İş Genel Örgütlenme Sekreter İlhan Yaşar, iktidarın eğitimde geçen yılları dahi mumla aratan bir dönemi ülkeye yaşattığını belirterek, “İktidar, 2022-2023 eğitim öğretim yılında da bu geleneğini bozmamış, eğitimde geçen yılları dahi mumla aratan bir dönemi ülkeye yaşatmıştır. Bugün çocuklarımız okullarda musluklardan temiz olmayan suyu içip, kantinden bir tost dahi alamazken; kalabalık sınıflara mahkûm edilmişken, mesleki eğitim adı altında sermayeye çocuk işçi olarak sunulurken, ailesi zengin öğrenci ile yoksul öğrenci arasındaki makas daha da açılmışken, eğitim emekçileri açlık sınırında ücretlere mahkum edilmişken, 1 milyona yaklaşan atanmayan öğretmen varken, şimdi bir de çocuklarımız eğitim dışı kurumların kucağına itilmeye çalışılmaktadır. Onca yanlışlara rağmen dernek ve vakıflara MEB protokolleri aracılığıyla eğitimde cirit atmaya devam etmektedir. Eğitimdeki bu hamleleri 28 Mayıs seçimleri biter bitmez hızlandırılmış, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere birçok ilimizde devlet okullarına pedagoji eğitimi almamış din görevlisi gönderilmesi bunun en somut örneği olmuştur”

ÇEDES PROTOKOLÜ HUKUKSUZDUR

ÇEDES Projesinin hukuksuz olduğuna dikkat çeken İlhan Yaşar, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES) kapsamında yapılan protokolle okullara “manevi danışman” adı altında alanında uzman eğitimciler varken, konuyla ilgisi olmayan kişileri ve yapıları eğitim sistemimize sokmak kamu kaynaklarını israf etmektir. Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırı; laik ve bilimsel eğitimle taban tabana zıt ÇEDES protokolünü yargıya taşıdık. Bugün de burada ve tüm Türkiye’de eğitim dışı kurumlarla dernek ve vakıflarla imzalanan protokollere ve projelere karşı “Çocukları korumak, vatanı korumaktır” anlayışıyla alanlardayız. Tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz, gelin bu protokolü birlikte reddedelim! Eğitime, geleceğimiz olan çocuklarımıza sahip çıkalım. Çünkü ÇEDES protokolü hukuksuzdur: Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır. Laik ve bilimsel eğitimle taban tabana zıttır. Çünkü ÇEDES protokolü tehlikelidir: Eğitim biliminden pedagojiden bihaber, çocuklarımıza nasıl yaklaşılacağını bilmeyen yetişkinleri okullara sokmak travmatik etkileri de beraberinde getirecektir. ÇEDES protokolü öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin mesleki itibarına hakarettir. Velilerimize sesleniyoruz: Çocuklarınızın eğitim adı altında manen ve fiziken güvencede hissetmeyecekleri hiçbir uygulamayı kabul etmek zorunda değilsiniz. Onların geleceği için bu protokolü reddedin.”

EĞİTİM VE EĞİTİM EMEKÇİSİ BU KADAR DEĞERSİZLEŞTİRİLEMEZ!

Eğitimin giderek değersizleştirdiğini ifade eden İlhan Yaşar, “Bu eğitim öğretim yılı karanlık bir dönem olmuştur. Mesleğe hakaret niteliğindeki Öğretmenlik Meslek Kanunu hâlihazırda sözleşmeli, ücretli, kadrolu adı altında kategorize edilerek sömürülen öğretmenleri bir kez daha haksız sıfatlarla ayrıştırmıştır. Ayrıca YÖK’ün aldığı kararla, Eğitim Fakültelerinin dışında da farklı alanlarda öğrenim gören öğrencilerin pedagojik formasyon eğitimini “seçmeli ders” olarak almasının önü açılmış; bu yolla hem eğitimcilik sıradanlaştırılmaya çalışılmış hem de ataması yapılmayan öğretmenlere bir haksızlık daha yapılmıştır. Anayasal bir hak olan güvenceli istihdamın katli olan ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik ayıbı sürdürülmüş, ekonomik kriz nedeniyle ücretli öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun aldığı ücretler açlık sınırının çok altında kalmıştır. Eğitim emekçileri geçinemez, nefes alamaz, kendilerini işlerine adayamaz hale gelmiştir. Bu böyle gidemez! Dünyada Başöğretmen unvanlı bir liderin kurduğu tek ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitim ve eğitim emekçisi bu kadar değersizleştirilemez” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Gündem Haberleri