Nazmiye Gülbaş

Nazmiye Gülbaş

Çanakkale Geçilmesin

Çanakkale Geçilmesin

''Geçmişini bilmeyen geleceğe yön veremez.''

Tarihimizin altın sayfaları içinde nice zaferler nice kahramanlık hikayeleri bulunur. Her biri birbirinden önemli, büyük hadiseler yaşanmıştır. Bununla birlikte bu değerlerimizi genç nesillere aktarmakta yeterince başarılı olduğumuz söylenemez.

Her kesimden insan gençler hakkında, ''hiç bir şeyi umursamayan, başına buyruk, milli manevi değerleri önemsemeyen'' vb. gibi olduklarına dair şikayette bulunuyor. Tamam da bu gençleri yetiştirenler de yine bizler değil miyiz, bu eğitim sistemi değil mi?

Önce kendimizi sorgulayalım biz geçmişimizi yeni nesillere yeterince aktardık mı peki?

Okullarda ''sıkıcı tarih dersleri'', resmi törenlerde hamaset yaparak veya üç beş tane dönem dizisi çekerek gençlere bu değerleri aktarabilir, geçmişi sevdirebilir miyiz? Geçmiş sırf reyting için, siyaseten günü kurtarmak ya da algı malzemesi yapılacak bir araç mıdır? Kaldı ki bu dizilerdeki şiddet sahneleri Osmanlı Devleti'nin cihan devleti oluşunun sadece savaşarak, kan dökerek olabileceği algısı olmuyor mu? Halbuki atalarımız o koskoca cihan devletini sadece savaşarak askeri yönden değil, sosyal, kültürel ekonomik yönden de mücadele vererek kurdular/ korunmaya çalıştılar. Bulundukları dönemde gençlere niçin başarılı olmaları gerektiğini, ilerlemeyi, tarihini, maddi ve manevi değerleri bulundukları zamanın şartlarına ve imkanlarına göre olması gerektiği şekilde vermişlerdir.

Gençler önce tarihini sevmeli ve tarihi hadiseler onları yeni büyük başarılar için örnek teşkil etmelidir. Bugün kaç tane genç tarihe özeniyor? Kaç tanesi barış, adalet, insan hakları için; dini, dili, etnik kökeni ne olursa olsun tüm insanlığın saadeti, hak ve adalet için mücadele etme arzusu duyuyor?

Zafer deyince herkesin aklına, kılıç kalkan, top tüfek, savaş geliyor. Oysa bugün bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Teknoloji çok ilerledi, yapay zeka derken bizim gençlerimiz bunun neresinde kaldı?

Savaşlar işgaller artık farklı şekillerde de yapıyor. Biz bugün gençlerimizi sosyo-kültürel, ekonomik , bilim-teknolojik işgallerden koruyabiliyor muyuz? Geçtim gençleri 3-5 yaşındaki çocukların ellerinde dahi 'akıllı telefonlar' yok mu?

Gençler bizim önceliğimiz midir bugün? ''Dindar nesil yetiştireceğiz'' demekle dindar nesil mi yetişti yoksa gençler deist, ateist mi oluyor?

Mafyacılık oynayan, uyuşturucu batağına batmış, fuhuşa sürüklenen, Tik Tok vb. Sosyal medya platformlarında heder olan gençler kimsenin umurunda değil mi? Elbette başarılı gençler de var lakin bunlar istisnadır maalesef! Asıl olan gençlerin kahir ekserisi bugün ne durumdadır?

Bu yıl Çanakkale Deniz Zaferi'nin 110. yıldönümü kutladık.

Sahi kaç genç okulun veya ailesinin zoruyla değil de gönülden, büyük bir şevkle kutladı acaba bu zaferi?

Tarihin en çetin ve bir o kadar da en ilginç savaşı, hakkın batıla galebe çalması, en zor koşullarda vatan, bayrak, namus mücadelesinin verildiği ve Allah'ın açık şekilde yardımının görüldüğü, dünya tarihinde nadide savaşlardan olan ve yedi düvele karşı kazanılmış bir zafer kaç genci celbediyor bugün?

O gün din, vatan, bayrak, namus uğruna daha 15’inde can verip toprağın bağrına giren genç yiğitler vardı, bugün bu topraklarda genç delikanlıların henüz 15’inde çeşitli uyuşturucu maddeleri kullanmaktan giriyor toprağa.

O gün 12 yaşında babasıyla cepheye giden ve Onbaşı rütbesi alan Nezahat vardı. Bugün çocuklar, genç kızlar köylerde, kentlerde cinayetlere kurban gidiyor.

O gün 20 yaşında erkek elbiseleri içinde cepheye savaşmaya gelmiş bir Türk kızını öldürdüğünü annesine yazan Anzak askerleri vardı. Bugün yirmisindeki kızlar sosyal medya istilası altında her gün ruhen öldürülüyor!

O gün cepheden cepheye koşan Hatice Hanım gibi nice genç hanımlar vardı. Bugün genç hanımlar kendi halkı tarafından katlediliyor!

Tüm öğrencileri Çanakkale'de şehid olduğu için Galatasaray, Konya, İzmir liseleri o yıl hiç mezun veremeyen okullar vardı. Bugün çoğu okulda çeteler, mafya, zorbalıklar var!

Dün yedi düvele karşı yedi cephede savaş veren nice pırıl pırıl gençler vardı, bugünse savaşın yöntemini değiştirdiler ve beyin göçü ile vatanını terk eden pırıl pırıl gençlerimiz var!

Bununla birlikte o gün de umudumuz vardı, Allah bizimle idi, bugün de Erbakan Hoca'nın kurduğu, umudu olan, Allah'a dayanan kurumlarımız var.

Dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
    Nazmiye Gülbaş Arşivi